Koşullanma Kim Olduğunu Düşündüğünü Nasıl Şekillendirir?
Tüm hayatınız size kim olmanız gerektiği, nasıl davranmanız gerektiği ve neye değer vermeniz gerektiği söylenerek geçti. Çocukluk beklentilerinden toplumsal normlara kadar, bu dış baskılar katman katman sizin içsel gerçeğinizden kopuk hisseden bir versiyonunuzu inşa etti. İnsan Tasarımı dilinde buna koşullanma denir; başkalarının enerjisini, inançlarını ve beklentilerini kendi zannettiğiniz süreç. Bu makale, bu koşullanmanın algılanan kimliğinizi nasıl şekillendirdiğini araştırıyor ve neyin gerçekten size ait olduğunu ve neyin serbest bırakılması gerektiğini belirlemenize yardımcı olacak somut araçlar sağlıyor.
Sahte Kimliğinizin Anatomisi
Koşullanma, benlik algınızı çarpıtan bir ayna görevi görür. Gençken, açık merkezleriniz (İnsan Tasarımı haritanızın tanımlanmamış kısımları) dış girdilere karşı oldukça hassastır. Bu alanlarda sadece etrafınızdakilerin enerjisini hissetmiyorsunuz; onu büyütüyorsun. Sürekli olarak bu frekansları alıp büyüttüğünüz için, çoğu zaman kendinizi deneyimlediğiniz tutarsızlıklarla tanımlamaya başlarsınız. Açık bir duygusal merkeziniz varsa, doğası gereği dramatik veya değişken olduğunuzu düşünebilirsiniz, oysa gerçekte sadece çevrenizdeki insanların duygusal gelgitlerini yansıtıyorsunuz.
Tehlike, bu sürecin zamanla nasıl sertleşeceğinde yatmaktadır. Hayatınızı bu açık alanlardan kaynaklanan duyguları koruma, düzeltme veya bunlardan kaçınma ihtiyacı etrafında kurmaya başlarsınız. Burası Benlik Olmayan zihnin kontrolü ele aldığı yerdir. Zihniniz güvensizliklerinize dayalı anlatılar yaratmaya başlar ve sizi onay, güvenlik veya onay almak için kararlar almaya yönlendirir. Üretkenliğiniz konusunda güvensiz hissettiğiniz için yorulana kadar çalışabilir veya başkalarının öfkesini emdiğiniz için yüzleşmekten korkabilirsiniz. Bu sahte kimlik, çok uzun zamandır öyle olmaya çalıştığınız için size gerçekmiş gibi gelir, ancak sonuçta bu bir koruyucu mekanizmadır, özgün doğanızın bir ifadesi değildir.
Açık Merkezlerinizin Etkisinin Belirlenmesi
Koşullanmanın seçimlerinizi dikte etmesini durdurmak için öncelikle onun etkisine tanık olmalısınız. İnsan Tasarımı çizelgenize bir göz atın ve açık, beyaz merkezlerinizi belirleyin. Her merkezin, zihninizin sizi gerçeğinizden uzaklaştırmak için kullandığı belirli bir Benlik Dışı sorusu vardır. Baş merkeziniz açıksa kendinize şunu sorun: Sizin için önemli olmayan soruları yanıtlama konusunda baskı altında mısınız? G merkeziniz açıksa, sürekli olarak sevgiyi veya yönlendirmeyi sağlayamayan yerlerde veya kişilerde mi arıyorsunuz? Bu kalıpları şu anda tanımak, özerkliğinizi geri kazanmanın ilk adımıdır.
Duygu ortaya çıktığında onu adlandırmayı deneyin. Kendinizi kanıtlamak için ani, yoğun bir dürtü hissettiğinizde durun ve şunu sorun: Bu benim mi, yoksa başka birinin baskısını mı artırıyorum? Bir kaygı dalgası hissettiğinizde, bunun yalnızca açık bir merkezden geçen enerji olduğunu, harekete geçmeniz için bir talimat olmadığını kabul edin. Hiçbir şeyi düzeltmenize gerek yok. Deneyimi koşullanma olarak etiketleyerek farkındalığınız ile dürtü arasında boşluk yaratırsınız. Bu alan, gerçek karar verme stratejinizin nihayet nefes alacak alana sahip olduğu yerdir.
Kondisyondan Arındırma İçin Pratik Adımlar
Kondisyonsuzlaştırma, hayatınızı bir gecede değiştirmek ya da dış etkileri tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez; onlarla olan ilişkinizi değiştirmekle ilgilidir. Sahip olduğunuz en pratik araç Stratejiniz ve Otoritenizdir. Koşullanmanın tanıdık çekimini (evet deme baskısı, fırsatları kaçırma korkusu veya görünüşünüzü değiştirme arzusu) hissettiğinizde durun. İlk dürtüyle hareket etmeyin. Bunun yerine, bedeninizi kontrol etmek için Otoritenizi kullanın. Bu karar size doğru mu geliyor yoksa zihinsel bir ihtiyaçtan mı geliyor?
Kendinize tutarsız olma izni verin. Koşullanma çoğu zaman size istikrarlı, öngörülebilir ve her zaman aynı olmanız gerektiğini söyler. Benzersiz tasarımınızı benimsemek çoğu zaman akışkan olacak ve çevrenizden etkilenecek şekilde tasarlandığınızı kabul etmek anlamına gelir. Açık olmak üzere tasarladığınız alanlarda kendinizi tutarlı olmaya zorlamayı bıraktığınızda, enerjinizi maske tutarak harcamayı da bırakırsınız. Sürekli olarak kendi Stratejinize ve Otoritenize döndüğünüzde, koşullanmanın etkisini kaybettiğini ve özgün olduğunuzu göreceksiniz.
başından beri orada olan şey doğal olarak ortaya çıkmaya başlar.