PHS Bakış Açısı/Perspektifi: İstemek — Bu Zihin Dünyayı Nasıl Algılıyor
İstemenin Mimarisi
Perspektif, Yüksek Duyu ve Duyu üçlüsünden oluşan İnsan Tasarımı PHS sisteminde, İstek perspektifi, gerçekliği arzu aracılığıyla örnekleyen bir zihni tanımlar. Bu bir kişilik kusuru ya da ahlaki bir başarısızlık değildir; tasarım budur. İsteyen bakış açısına sahip kişi, dünyaya istediği şeye yönelik olarak gelir. Dünya kendisini öncelikle bir dizi cazibe, özlem ve iştah olarak sunar ve bunların peşinde koşarak zihnin beslenmesi ve bilgilendirilmesi amaçlanır.
Karşılık gelen Yüksek Duyu Tattır ve fiziksel Duyu ise ağız ve dildir. Bu üçlü bir araya geldiğinde, zevk bilgeliğine dönüştürülmüş arzunun ayırt edici yeteneği yoluyla yaşamı almak üzere tasarlanmış bir varlığı ortaya çıkarır.
Uygulamadaki Perspektif
İsteyen zihin isteyerek algılar. Bir şeyin mümkün, gerekli veya akıllıca olup olmadığını analiz etmeden önce zihin, istediği şeye doğru çekilir. Bu örnekleme mekanizmasıdır: İstenilene doğru hareket ederek kişi hayatın tadını alır. Her arzu deneyime bir davettir ve her deneyim damağı öğretir.
Bu bakış açısı sonsuz arzuyla ilgili değil. Yönlendirilmiş bir iştahla ilgilidir. İsteyen zihin sürekli olarak beslenme, zevk ya da doyum vaat eden bir sonraki şeye doğru çekilir. Bu anlamda istemek, dünyayla etkileşimin motorudur.
Yüksek Duyu Gibi Tat
İsteme perspektifi doğru şekilde yaşandığında Yüksek Tat Duyusu ortaya çıkar. Bu sadece mutfakla sınırlı değil. Neyin gerçekten tatmin edici, güzel ve hayat verici olduğunu bilmek incelikli bir yetenektir. Bu tasarıma sahip kişi derin bir estetik zeka geliştirir; neyin zevkli olduğuna, neyin besleyici olduğuna ve neyin yalnızca yüzeysel iştahı cezbetdiğine dair sezgisel bir anlayış.
Tat burada bir bilme biçimine dönüşüyor. Tekrarlanan isteme, tatma ve ayırt etme döngüleri sayesinde kişi kaliteyi, uyumu ve gerçek hazzı tanıma yeteneğini geliştirir. Lezzetin gölgesi gelişigüzel tüketimdir; hediye, hayatın kendisinin uzmanlığıdır.
Çapa Olarak Ağız
Tat alma organı olan fiziksel ağız, bu tasarımın bedensel dayanağıdır. Konuşmak, öpmek, yemek yemek ve nefes almak daha derindeki işlevin hatırlatıcılarıdır. Ağız, dışarının içeriye dönüştüğü, dışarıdakinin alınıp tadına bakıldığı, kabul edildiği veya reddedildiği bir kapıdır.
Bu bakış açısına sahip kişi için ağza ve deneyimlerine dikkat etmek güçlü bir temel oluşturma uygulaması olabilir. Vücut, neyin zevkli, neyin kötü olduğu konusunda sürekli geri bildirimde bulunuyor.
İstek Perspektifini Yaşamak
Uygulamada bu tasarım, arzunun kölesi olmadan onurlandırılmasıyla gerçekleştirilir. Olgun İsteme perspektifi, dürtüsel bir kavrama değil, kişinin ne istediğiyle açık, kendinden emin bir ilişkidir. İşte iyi yaşamanın birkaç anahtarı:
- İlk evet'e güvenin. Bir şey gerçekten sizi cezbediyorsa, bu çekim bilgidir. Bu, dünyayı örnekleyen zihindir.
- Tadın, sonra ayırt edin. Her arzu kalıcı tatmine yol açmaz. Yüksek Duyu, tam olarak tadarak ve gerçekten neyin besleyici olduğunu öğrenerek gelişir.
- Güzellik iştahını onurlandırın. Bu tasarım doğal olarak estetiğe, yani hoş ve zarif tatlara, dokulara, ortamlara ve ilişkilere ilgi duyuyor.
- İstemenin utancına direnin. Bu bakış açısına sahip birçok kişiye arzuyu bastırmak öğretilmiştir. Bastırma, örnekleme mekanizmasını aç bırakır. İstemek engel değil, giriş kapısıdır.
- Kararlarınıza zevkin yön vermesine izin verin. Şüphe duyduğunuzda şunu sorun: Bunun tadı bana güzel mi? Sadece ağzınızda değil, bedeninizde, zihninizde ve ruhunuzda da mı?
Rafine Damak Tadının Hediyesi
İstek perspektifi olgunlaştığında, kişi yaşamın uzmanı haline gelir; varlığı çevreyi güzelleştiren biri olur. Onların ayırt etme yeteneği dokundukları her şeyi yüceltir. Basit bir iştah olarak başlayan şey, karmaşık bir bilme aracına dönüşür.
Dünya bir ziyafettir ve bu tasarım onu tam olarak, akıllıca ve minnettarlıkla tatmak için burada.


